<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dini hikaye, kıssadan hisse, tarihi hadiseler &#187; İbretlik</title>
	<atom:link href="http://www.uhut.net/dini-hikayeler/category/ibretlik-hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.uhut.net</link>
	<description>Dinimiz ve tarihimizden en güzel örnek yaşamlar</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 22:27:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ölmeden önce kendimize sormamız gereken 41 soru</title>
		<link>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/281_olmeden-once-kendimize-sormamiz-gereken-41-soru.htm</link>
		<comments>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/281_olmeden-once-kendimize-sormamiz-gereken-41-soru.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2011 10:11:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbretlik]]></category>
		<category><![CDATA[Ölmeden önce kendimize sormamız gereken 41 soru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uhut.net/?p=281</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımız boyunca bazı soruları kendimize sormaya bir türlü cesaret edemeyiz. Bütün cesaretimizi toplayıp onları sorma cesareti gösterdiğimizde de, içimizde bir şeylerin değişmeye başladığını hissederiz. Aşağıda kendimize sormamız gereken en önemli soruları bulacaksınız. Bu soruların doğru veya yanlış yanıtları bulunmamaktadır. Evet, &#8220;ölümü ve ahreti&#8221; yeniden düşündürecek &#8220;41 soruyu&#8221; kendimize şu andan itibaren sormaya başlayabiliriz. 1- Nereden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımız boyunca bazı soruları kendimize sormaya bir türlü cesaret edemeyiz.<br />
Bütün cesaretimizi toplayıp onları sorma cesareti gösterdiğimizde de, içimizde bir şeylerin değişmeye başladığını hissederiz. Aşağıda kendimize sormamız gereken en önemli soruları bulacaksınız. Bu soruların doğru veya yanlış yanıtları bulunmamaktadır.<br />
<span id="more-281"></span><br />
Evet, &#8220;ölümü ve ahreti&#8221; yeniden düşündürecek &#8220;41 soruyu&#8221; kendimize şu andan itibaren sormaya başlayabiliriz.</p>
<p>1- Nereden geldim ve nereye gidiyorum?<br />
2- Bu dünyaya ben ne için geldim?<br />
3- Kendim için istediğimi başkaları için de istiyor muyum?<br />
4- Toplum ve insanlık için ne yaptım?<br />
5- Arkamdan beni hatırlatacak neler yapıyorum?<br />
6- Bir asır önceki insanlar, şimdi neredeler?<br />
7- Hayatımda en çok neye değer veriyorum?<br />
8- İçimdeki &#8220;ben&#8221; ile yaptıklarım uyuşuyor mu?<br />
9- Bir gün sonra öleceğimi bilsem, ne yapmak isterdim?<br />
10- Yaptığım yanlışların hesabını verebilecek gerekçelerim var mı?<br />
11- Hayatta en çok önemsediğim şey nedir? Neden?<br />
12- Pişmanlık duyduğum olumsuzlukları, tekrar tekrar yapıyor muyum?<br />
13- Elimde çok büyük imkânlarım olsa başkaları için ne yapardım?<br />
14- Elimde olan imkânlarımın, öldükten sonra bana ne yararı olacak?<br />
15- Kendi duygularımla baş başa kaldığımda en çok neyi düşünüyorum?<br />
16- Hatalarımdan dersler alıyor muyum?<br />
17- Kendimde değiştirmek istediğim en önemli şey nedir?<br />
18- Kendimi manen tatmin etmek için neler yapıyorum?<br />
19- Kendime örnek alabileceğim biri var mı?<br />
20- Başarılarım mı onurum mu önemli?</p>
<p><center><img src="http://i1103.photobucket.com/albums/g463/ziza-net/ziza/yildizlar.jpg" alt="Ahiret" /></center></p>
<p>21- Başkalarıyla en çok neyi paylaşıyorum?<br />
22- En çok beni ne mutlu ediyor? Neden?<br />
23- Yanlış yapmamak için ne gibi tedbirler alıyorum?<br />
24- En çok neyi seviyorum? Niçin?<br />
25- En çok neden korkuyorum? Neden?<br />
26- Kendi duygularımla baş başa kaldığımda neleri düşünüyorum?<br />
27- Ahirete göç eden akrabalarımı ve yakınlarımı hatırlıyor muyum?<br />
28- Ben de ahirete göç ettiğimde beni hatırlatacak bir şeyler yapıyor muyum?<br />
29- Kötü alışkanlıklarımdan vazgeçmem için ne yapıyorum?<br />
30- Hangi iyi alışkanlıklarım var, başkalarına yararları oluyor mu?<br />
31- Hayatın anlamı nedir, ben ne için yaşıyorum?<br />
32- En çok birlikte olduğum 5 kişinin özellikleri nelerdir?<br />
33- Yaşlandığımda benimle en çok kim ilgilenir?<br />
34- Sevdiğim kişilerle daha fazla zaman ayırabilmem için neler yapıyorum?<br />
35- Kapı komşumla ilişkilerim nasıl?<br />
36- Yaptığım hatalardan özür diliyor muyum?<br />
37- Halimden memnun muyum, şikâyetçi miyim? Neden?<br />
38- Kendimi kimlerle mukayese ediyorum?<br />
39- Gelecekte kendimi nasıl bir insan olarak görmek istiyorum?<br />
40- Kazancımın ne kadarı alın teri?<br />
41- Sabah ilk kalktığımda neler düşünüyorum?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/281_olmeden-once-kendimize-sormamiz-gereken-41-soru.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurtuluşa götüren dualar: Cennetin yolu</title>
		<link>http://www.uhut.net/mansetler/276_kurtulusa-goturen-dualar-cennetin-yolu.htm</link>
		<comments>http://www.uhut.net/mansetler/276_kurtulusa-goturen-dualar-cennetin-yolu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 May 2011 07:06:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbretlik]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluşa götüren dualar: Cennetin yolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uhut.net/?p=276</guid>
		<description><![CDATA[Nisa Suresinin 5. Ayetinde bize verilmek istenen o güzel, o anlamlı ve daim mesajı anlayıp uygulasak nasıl olur acaba. Duanın lügat anlamında kulun Allah’tan istemesi, dilemesi, arz-ı hali, dilekçesi vb pek çok anlamı kapsamaktadır. Duaları dua ve beddua olarak iki gruba alabiliriz. Dua; olumlu istekler, beddua ise adından da anlaşılacağı gibi olumsuz, art niyetli, yıkıcı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nisa Suresinin 5. Ayetinde bize verilmek istenen o güzel, o anlamlı ve daim mesajı anlayıp uygulasak nasıl olur acaba.</p>
<p>Duanın lügat anlamında kulun Allah’tan istemesi, dilemesi, arz-ı hali, dilekçesi vb pek çok anlamı kapsamaktadır. Duaları dua ve beddua olarak iki gruba alabiliriz. Dua; olumlu istekler, beddua ise adından da anlaşılacağı gibi olumsuz, art niyetli, yıkıcı isteklerdir.<br />
<span id="more-276"></span><br />
En önemlisi de dualarımız hem kurtuluşumuz hem de yok oluşumuza giden yoldur.</p>
<p>Duanı en makbulü başkalarının bizim için yaptığı dualardır. Maalesef başkasının yaptığı beddua da en yıkıcı en geçerli olandır.</p>
<p>Taşıtlarda arkayı görebilmemiz için dikiz aynaları vardır. Geridekileri görmek ona göre davranmak ve tedbir almak için. Ya bizlerin geçmişi gösteren geride bıraktıklarımızı hatırlatan daha da önemlisi onlardan ders almamızı sağlayan bir veya birden daha çok dikiz aynamız var mı? Maalesef çoğumuzda yok. Olsa bu kadar üzüntü, mutsuzluk, çaresizlik ve karamsarlık olmazdı.</p>
<p>Belki de haklı olarak “sanki sizde var mı” diye sorabilirsiniz. Bende dikiz aynaları ile birlikte yüzlerce çeşit farklı türde yüzlerce ayna mevcut. Çünkü yaşarken etrafımı göremezsem, onlardan bir şey öğrenemezsem nasıl daha iyiye gidebilirim? Tanıştığım her insanın bir süre sonra bende gördüğü eksiklikleri ve olumsuzlukları söylemesini ısrarla isterim ki ne onu ne de kendimi kırıp üzeyim.</p>
<p>Çünkü bende iyi zannettiğim şey ona göre kötü olabilir. Nasıl ki herkesin damak tadının farklı olması gibi günlük yaşantımızda akrabaların, sevgililerin, iş arkadaşlarının farklı zevki ve yaşam tarzı olması gayet doğal; önemli olan bu zıtlıkları dengeleyerek yoluna koyabilmek.</p>
<p>Nisa Suresinin 5. Ayetinde “Allah’ın sizin kaim kıldığı mallarınızı düşük akıllılara vermeyiniz. Bunlarla onları rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin” ayet-i kerimede bize verilmek istenen o güzel, o anlamlı ve daim mesajı anlayıp uygulasak nasıl olur acaba.</p>
<p><center><img src="http://i1103.photobucket.com/albums/g463/ziza-net/cnn.jpg" border="0" alt="cennet yolu"></center></p>
<p>Bu ayetteki mal ibaresinin sadece ve sadece ticari mal olmadığı sizce de çok açık değil mi?</p>
<p>Bizler duygusal zafiyetlerimizin kurbanı olup hükmedemeyeceğimiz ve idare edemeyeceğimizi bilmemize rağmen malımızı, canımızı, nikahımızı hatta her şeyimizi bu tür insanlara emanet edersek ortaya çıkacak sonuçtan onlar mı bizler mi sorumluyuz? Kararı sizlere bırakıyorum.</p>
<p>Ayete ben de yüzde yüz uyabiliyor muyum? Maalesef hayır. Ama son yıllarda olabildiğince işlerimi ehlilerine bırakmaya çalışıyorum. Çünkü ne zaman çapımın ve bilgimin yetmediği konularda haddimi aştıysam sonu hep maddi manevi hüsran olmuştur.</p>
<p>O yüzden kendime ve sizlere tavsiyem günlük alışverişlerinizde, dost seçimlerinde, duygusal olaylarda bizim istek ve arzularımız tabi ki önemli olmalı. Ama dostlarımız ve bu işin uzmanlarından akıl almamızın bizlere zararı olmayacağı gibi tam tersi daha faydalı ve kalıcı bilgiler ve kararlar almada faydalı olacaktır.</p>
<p>İşte cennete giden yol. Dinimizin uhrevi ve dünyevi bilgileriyle dostlarımızın ve bilgisine güvendiğimiz insanların bize tavsiye ettikleriyle cehenneme döndürdüğümüz hayatımızın rotasını cennete çevirmenin ne kadar kolay olacağını gördüğümüzde bu kadar kolay mıymış diyebileceğinizi garanti edebilirim. Ama zaten ben her şeyi biliyorum dememek kaydıyla.</p>
<p>Ahretin ve dünyanın yollarındaki kazaların en önemli sebepler, “Ben biliyorum” ve “Ben böyle istiyorum” değil midir?</p>
<p><em>Orhan Çınar / Haber 7<br />
orhancinar01@gmail.com</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uhut.net/mansetler/276_kurtulusa-goturen-dualar-cennetin-yolu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köleden alınan ders</title>
		<link>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/174_koleden-alinan-ders.htm</link>
		<comments>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/174_koleden-alinan-ders.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2010 09:16:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbretlik]]></category>
		<category><![CDATA[Köleden alınan ders]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uhut.net/?p=174</guid>
		<description><![CDATA[Allah dostlarından Şakîk-i Belhî hazretleri “rahmetullahi teâlâ aleyh” , gençlik senelerinde tüccarlık yapıyordu ki bir aralık çok şiddetli bir kıtlık başgösterdi Belh şehrinde. Bu yüzden herkesin suratı asıktı ve açlıktan hiç kimsenin yüzü gülmüyordu. Bir gün “çok neş’eli bir köle”ye rastladı. Onun hâli dikkatini çekti, hattâ merak edip, Kendi kendine; “Bu köle nasıl böyle neş&#8217;eli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Allah dostlarından Şakîk-i Belhî hazretleri “rahmetullahi teâlâ aleyh” , gençlik senelerinde tüccarlık yapıyordu ki bir aralık çok şiddetli bir kıtlık başgösterdi Belh şehrinde. Bu yüzden herkesin suratı asıktı ve açlıktan hiç kimsenin yüzü gülmüyordu.<br />
<span id="more-174"></span><br />
Bir gün “çok neş’eli bir köle”ye rastladı. Onun hâli dikkatini çekti, hattâ merak edip,</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.uhut.net/wp-content/uploads/2010/11/kis-agaclar.jpg"><img src="http://www.uhut.net/wp-content/uploads/2010/11/kis-agaclar-300x222.jpg" alt="" title="kis-agaclar" width="300" height="222" class="alignleft size-medium wp-image-192" /></a>Kendi kendine; “Bu köle nasıl böyle neş&#8217;eli ve sevinçli olabiliyor? diye düşündü.</p>
<p>Ve yanına yaklaşıp;<br />
- Bu kıtlıkta herkes üzüntülüyken sen neş’elisin, hikmeti nedir acabâ? diye sordu.</p>
<p>Cevabı hazırdı kölenin.<br />
- Ne için üzüleyim ki? Varlıklı ve zengin bir efendim var benim. Hem şefkatli, merhametli, çok da cömerttir. Böyle iken bu kıtlığı ne diye dert edeyim? deyiverdi.</p>
<p>Şakîk hazretleri, bu cevabı işitince;<br />
- Aman yâ Rabbî! Ben ömrümde böyle güzel bir söz duymadım. Köle, âciz bir kula güvenip, neşeli oluyor. Benimse, Rabbime karşı o kadar güvenim yok, dedi.</p>
<p>Ve uzun süre ağladı. Öyle ki, akan gözyaşlarından ıslandı sakalları.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/174_koleden-alinan-ders.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seni Allahın adı ile aldatabileceklerini sanma sakın</title>
		<link>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/166_seni-allahin-adi-ile-aldatabileceklerini-sanma-sakin.htm</link>
		<comments>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/166_seni-allahin-adi-ile-aldatabileceklerini-sanma-sakin.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2010 09:34:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbretlik]]></category>
		<category><![CDATA[Seni Allahın adı ile aldatabileceklerini sanma sakın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uhut.net/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[Seni Allahın adı ile aldatabileceklerini sanma sakın&#8230; Eğerki Allah buna izin verirse Onun ismi ile aldandığın için sevabınıda veriyordur mutlaka&#8230; Çok eski zamanlarda bağdatta kendi halinde fakir,salih bir dokumacı yaşardı. Kurban bayramına birkaç hafta kalmıştı. Şehrin ileri gelenleri hac için hazırlık yapmaktaydılar. Onların bu tatlı telaşını gören dokumacının içine bir ateştir düşüverdi. Hacca gitmek istiyordu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seni Allahın adı ile aldatabileceklerini sanma sakın&#8230; Eğerki Allah buna izin verirse Onun ismi ile aldandığın için sevabınıda veriyordur mutlaka&#8230;</p>
<p>Çok eski zamanlarda bağdatta kendi halinde fakir,salih bir dokumacı yaşardı. Kurban bayramına birkaç hafta kalmıştı. Şehrin ileri gelenleri hac için hazırlık yapmaktaydılar. Onların bu tatlı telaşını gören dokumacının içine bir ateştir düşüverdi. Hacca gitmek istiyordu ama ne parası vardı nede yol azığı&#8230; Gönlünü yakıp kavuran bir sevda&#8230; Bütün serveti buncağızdan ibaretti. HANİ BİR ZAMAN GELİR,KULDA KENDİ BENLİĞİNDEN ESER KALMAZ İÇİNDEN BİRİ SESLENİR YA ÖTELERE&#8230;GERİ DÖNMEZ O ANDA DİLEKLER, DUALAR, UZAKLAR YAKIN OLUR İMKANSIZ DİYE BİRŞEY YOKTUR&#8230; İşte öyle bir vakitte hacca niyetlendi fakir dokumacı. Gecenin bir yarısı gözyaşları içinde açtı ellerini..<br />
<span id="more-166"></span><br />
Ya rabbi nasip et bende geleyim. Kullarının malı mülkü var benimse senden başka kimsem yok. Sana sığındım sana dayandım. Sende beni nimetlendirip bana ihsan eyle&#8230;</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.uhut.net/wp-content/uploads/2010/07/dunya-kuran.jpg"><img src="http://www.uhut.net/wp-content/uploads/2010/07/dunya-kuran-300x230.jpg" alt="" title="dunya-kuran" width="300" height="230" class="alignleft size-medium wp-image-199" /></a>Sabah olunca yol için hazırlıklarını yaptı,yenice yola çıkmış olan hac kafilesinin ardına düştü. Yaklaşıp selam verdi yolculara. Onu görünce şaşırdılar.İçlerinden bir hoca yanına gelip perişan haline bakarak; &#8216; ne o komşu sende mi hacca gidiyorsun? &#8216; dedi.<br />
Sevinç içindeydi dokumacı bayram sabahına uyanmış çocuklar gibi mutluydu. &#8216; inşallah hocam beytullahı tavaf etmeye,ravzaya yüz sürmeye gidiyorum rabbim nasip ederse&#8230;<br />
Bu sözler üzerine arkadaşlarına bakıp güldü hoca. Niyeti dokumacıyla eğlenmekti. &#8216; Komşu Allah mübarek etsin ama bakıyorumda ne bineğin var ne yol azığın bari cebinde birkaç bin akçen var mı? &#8216; Çocuklar kadar saftı dokumacı. &#8216; Allah bana yeter beni yedirir bütün alem Onun elinden rızıklanmıyor mu?</p>
<p>Kafiledekiler gülüştüler,hoca arkadaşlarının yanına döndü.<br />
Nihayet uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra mübarek topraklara ayak bastılar.tavaflarını yaptılar&#8230; Hac görevini bitirip memleketlerine doğru yola koyuldular.<br />
Hac boyunca dokumacı ve kafiledekiler birbirlerini görmemişlerdi. Dokumacı kafileye yetiştiğinde ilk hoca fark etti arkadaşlarını eğlendirmek amacıyla yanına yaklaşıp; &#8216;komşu haccını ifa ettin mi?&#8217; &#8216;şükürler olsun hocam günahıma isyanıma bakmadan rabbim banada nasip etti&#8217;dedi. Hoca &#8216;hacı oldum diyorsun ama huccetini aldın mı bari beraat verdiler mi sanada?&#8217; &#8216;yooo beraat ne olaki nasıl verirler onu?&#8217; &#8216;amma yaptın be komşu kim beytullaha yüz sürerse ona bir beraat verirler cehennemden azad olduğunun bir nişanesidir o. Yoksa sen hiç duymadın mı? Bak işte bizim beraatımız&#8230;.&#8217;</p>
<p>Hocanın cümlesi bitmeden dokumacı birden feryat ederek Mekkeye geri koşmaya başladı. Ne huccetten haberi vardı ne beraatten&#8230; Koşuyor ağlıyor inliyordu&#8230; Nihayet mescidi haramın kapısından girerken perişan bir haldeydi&#8230; Kabenin kapısına varıp yapıştı eşiğe yüzünü sürüp yalvarmaya başladı&#8230;</p>
<p>&#8216;Eyyyyyyyy zenginler zengini rabbim&#8230;Eyyyyyyyyy ihsan edenlerin en cömerdi&#8230; Eyyyyyyy alemlerin sahibi&#8230; Senin lütfun bütün cihanı kaplar. Kulların beraatlarını almışlar azad olmuşlar cehennemden. Bende senin kulunum bana beraat verilmedi yoksa ben azad olanlardan değilmiyim&#8230;&#8217;</p>
<p>Gözlerinden sicim gibi yaşlar akıyor, kah ellerini kabenin eşiğine vurarak çırpınıyor, kah semaya kaldırıp dua ediyordu.<br />
Bu halde kendinden geçti. Kapının önüne yığılıp kaldı. O esnada yanına birisi geldi elinde tuttuğu şeyle dokumacıyı hafifce dürterek gülümseyen bir yüzle &#8216;bırak artık ağlamayı al işte beraatın var git arkadaşlarına yetiş&#8217; dedi.</p>
<p>Kağıdı eline aldı dokumacı mis gibi bir koku yayıldı,daha önce gördüğü kağıtlar gibi değildi. Yazısı nur rengi nur&#8230;. Öptü başına koydu şükürler edip elbisesinin içine kalbinin üzerine yerleştirdi, sevinçle arkadaşlarının yanına koştu.</p>
<p>Hoca onun geldiğini görünce &#8216;işte&#8217; dedi &#8216;geliyor bizimki&#8217; biraz daha alay etmek istiyordu. Dokumacın gülen yüzünü görünce sordu &#8216;ne o komşu beraatını almış gibisin&#8217; &#8216; aldım ya bu fakiride unutmadılar&#8217; &#8216;görelim bakalım bizimkilere benzer mi&#8217; &#8216;buyur hocam al seninkinin yanında dursun olmaz mı? &#8216;<br />
Hoca beraatı eline alınca bir çığlık atıp atından düştü.Kokladı yüzüne sürdü yemyeşil bir kağıdın üzerine nurdan yazılmış kokusu insanı kendinden geçiren beraatı.<br />
Ağlıyor &#8216;ah ah&#8217; diyordu &#8216;yazık geçirdiğim ömre yazık bütün bildiklerime keşke bende bu komşum gibi saf ve samimi olsaydım, keşke benide Allah ile aldatsalardı ah&#8230;&#8217;<br />
Dokumacı olanlara bir anlam veremiyordu hem zaten birşey düşünecek durumda da değildi.<br />
Bağdat&#8217;a vardıklarında ayrılacakları vakit beraatı tekrar hocaya uzattı; &#8216; Al bunu sende kalsın hocam, ben ölünce kefenimin içine koyarsın sana vasiyetimdir&#8217; dedi.<br />
Hoca beraatı evine götürüp bir sandığın içine sakladı.<br />
Herşey yine aynıydı Bağdat&#8217;ta hoca biraz değişmişti okadar. Suskun bir adam olmuş talebelerini dağıtmış ticaretle meşgul olmaya başlamıştı. Gel zaman git zaman şehir dışından döndüğü bir gün dokumacının vefatını duydu. Ağlayarak evine gitti vasiyeti yerine getiremedim diye üzülerek dövünüp sandığı açtıp baktıki beraat yerinde yok. Belki çocuklar vasiyeti yerine getirmişlerdir diye düşündü. Evde kimse yoktu merakını yenemeyip mezarlığa gitmeye karar verdi kabrin başında durup dualar etti. Dokumacının siması gözünün önünden gitmiyordu. Delice merakına gem vuramayıp mezarı açmaya niyetlenince bir ses işitti; <strong>MEZARI AÇMA BİZ BİRİNE BERAAT VERİRDE SONRA ONU DARDA MI BIRAKIRIZ.VERİLEN BERAAT SAHİBİNİ BULDU. BİZİMLE ALDANAN ALDANIR MI HİÇ</strong>&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/166_seni-allahin-adi-ile-aldatabileceklerini-sanma-sakin.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ey Oruç Tut Beni</title>
		<link>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/121_ey-oruc-tut-beni.htm</link>
		<comments>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/121_ey-oruc-tut-beni.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Sep 2010 07:44:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İbretlik]]></category>
		<category><![CDATA[ey oruç tut beni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.uhut.net/?p=121</guid>
		<description><![CDATA[Hoş geldin ey suskun sevgilim; Tutsözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoşavazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekipçıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi. Hoş geldin ey yüzü gamzelim; Bakışınınmenzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik etkibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görürgibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi. Hoş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hoş geldin ey suskun sevgilim;<br />
Tutsözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoşavazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekipçıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi.<br />
Hoş geldin ey yüzü gamzelim;</p>
<p><span id="more-121"></span></p>
<p>Bakışınınmenzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik etkibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görürgibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi.</p>
<p>Hoş geldin ay yüzlüm benim;</p>
<p>Tutsaçlarımın kakülünden, kaldır yüzümü yerden. <br />
Utancımı tebessümününkıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar,uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine yasla umarsızlığımı.</p>
<p><img src="http://i54.tinypic.com/2cmpzki.jpg" alt="Lale" align=left>
<p>Hoş geldin ey hesapsız sevincim;<br />
Tutelimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzakdal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad’ımın elinden,şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha’mın elini, önü/ardıyırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.<br />
Hoş geldin ey ruh ikizim;</p>
<p>Tut,ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü&#8230; Tut ki aynalarda avuntubulamayan, bakışlarında kendini tanımayan, özlediğinde kendinevaramayan, yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni.Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut kiresimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılıumarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sırasürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtıkbir kâğıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tutbeni; diline dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiirekafiye eyle beni. Tut ki üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalpparayım. Elinde tut, say beni, inci mercana sat beni. Işığa tut yüzümü;sahih kıl beni.</p>
<p>Hoş geldin ey son tesellim;</p>
<p>Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.<br />
Hoş geldin ey kalbimin göğü;</p>
<p>Tut kanatlarımdan, rahmete yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün bulutlarında.</p>
<p>Hoş geldin ey bin bahar neşesi;</p>
<p>Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.</p>
<p>Hoş geldin ey ışıltılı libasım;</p>
<p>Tutyakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etmebendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.</p>
<p>Hoş geldin ey kan davalım;</p>
<p>Tut(i)ki yakamdan, tutukla beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eylecimriliğimi. Bağla ayağımı yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele,yasakla ellerime biriktirmeyi..</p>
<p>Hoş geldin ey açlığım;</p>
<p>Tutve at sahte doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semâsınasavur beni. Çıplak bırak cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdekiyalancı tesellileri. Hoş geldin ey sırdaşım;</p>
<p>Tut beni, sobele.Saklandığım yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden.Mahyaların ışığına kat gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzangönüllere karıştır. Kanlıyı hunrîz ile barıştır ki ihanetler yatışsın,nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..</p>
<p>Hoş geldin ey gam telim;</p>
<p>Tutgetir o mahur besteleri. Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkıeyle, ezberinde tut kırık sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiveryüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi, göklü salkımından emzir kuşlukvaktimin ümitlerini.</p>
<p>Hoş geldin ey güz yağmurum;</p>
<p>Sağanağınatut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize atkanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/ryüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını toprağa kat.<br />
Hoş geldin ey orucum;</p>
<p>Acıktım sana; sofrana oturt beni.<br />
Acıttım içimi; göğsünde avut beni.<br />
Aktım sana; damla damla yut beni.<br />
Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni.<br />
Ağular içtim bal kâselerinden; döşeğinde sağalt beni.<br />
Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni.<br />
Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni.<br />
Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni.<br />
Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni.<br />
Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni.<br />
Tut beni.</p>
<p>Senai Demirci</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.uhut.net/ibretlik-hikayeler/121_ey-oruc-tut-beni.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

