İhlâssız İyilik, Faydasız

Nişâbur’da bir “ilim talebesi” bir gün zengin bir tüccarla yolculuğa çıkar.

Fakîr ve gariptir, elbisesi yırtık, eski, hem de yalınayaktır.

Zengin adam bu garibi sevindirmek ister.

Bir mola yerinde bir çift ayakkabı alarak bu gence hediye eder ve yola devâm ederler.

Fakat ikide bir îkaz eder: “Aman! Dikkatli yürü oğlum. pabuçların eskimesin!”

Garip mecburen; “Peki efendim, başüstüne!” der ve daha dikkatli yürür.

Ama îkazlar bitmez ki: “Yolun düzgün yerlerinden yürü!”

Sonra bir îkaz daha: “Aman! Sivri taşlara basma!”

Daha sonra; “Dikkatli yürü! Sürüme ayağını!”

Gencin canı sıkılsa da belli etmemeye çalışır.

Ama bu îkazlar devam edince, sabrı taşar.

Pabuçları çıkarıp zenginin önüne atar.

Adam sinirlenir: “Ne yapmak istiyorsun sen?”

Garip; “Pabuçların senin olsun. Ben yıllardır yalınayak yürüdüm, bana kimse böyle şartlar koşmadı. Yine öyle yürürüm” der.

Adam ne diyeceğini bilemez. Pabuçları tekrar vermek istese de o reddedip; “Kusura bakma, bir ayakkabı için kimseye mahkûm olamam!” der.
Ve ayrılır ondan.

(Visited 21 times, 1 visits today)