Hz. Ali ‘nin Halife Seçilmesi

zulfikar

Hz. Peygamber’in vefatı ile birlikte kendisini halife adayı olmaktan ziyade bu göreve getirilmesi gereken en liyakatli kişi olarak gören Hz. Ali, Hz. Ebû Bekir’in halife seçilmesinden oldukça rahatsızlık duymuş, bu nedenle ona belirli bir müddet bey’at etmekten kaçınmıştı. O, halifelik hakkının elinden alındığını düşünmekteydi. Onun bu şekilde düşünmesinin sebeplerinden birinin Arap kabileciliğinde yerini bulan bir anlayıştan kaynaklandığını düşünüyoruz. Bilindiği gibi Kureyş içerisinde, Kâbe’nin yönetimini elinde bulundurması nedeniyle Kusay’ın oğulları liderliği elden ele taşıyarak nesillerce devam ettirmişlerdi. Ayrıca Mekke şehir devletinde görevler kabilelere göre belirlenmekte ve her kabile bu görevini veraset…

devamını oku ...

Hz. Osman’ın Halife Seçilmesi

hz-osmanin-kurani

Hz. Ömer h. 23 / m. 644 yılında Hristiyan bir köle tarafından saldırıya uğradı ve ağır yaralandı. Üç gün yaralı yatan halifeden kendisi yerine bir halife tayin etmesi istendi. O bu konuyu değerlendirdi ve atamak üzere aradığı niteliklerde bir kişi bulamadı. Hz. Ömer kendisinden sonraki halife için yeni bir yönteme başvurdu. Hz.Ömer halifelik işini o günün kamuoyu temsilcileri olarak isimlendirebileceğimiz altı kişiden oluşan bir “şûra”ya havale etti. Bu şûra Ali b. Ebî Talib, Osman b. Affan,Abdurrahman b. Avf, Sa’d b. Ebî Vakkas, Zübeyr b. Avvam ve Talha b. Ubeydullah’tan oluşan…

devamını oku ...

Hz. Ömer’in Halife Seçilmesi

hz-omer

Hz. Ömer Hz. Ebû Bekir’in tayini ile yönetime gelmiştir.Hz. Ebû Bekir,ölümüne yakın günlerde önde gelen sahabesi ile görüş alış-verişinde bulunarak Hz.Ömer’in halife olmasına karar verdi.Böylece ikinci halife iktidar konusunda bir polemik yaşanmaksızın atanmış oldu. Bilindiği gibi ilk halife Kureyş’in güçlü kabilelerinden olmayan Teymoğulları’ndandı. Hz. Ömer ise Adiyoğulları’na mensuptur.Bu kabile de Kureyş içinde nüfuz açısından önde gelen kabilelerinden değilse de Kureyş yönetimine katılan itibarlı kabilelerdendi. İslâm’dan önce bu kabile sefaret görevi yapmaktaydı. Ahlâf-Mutayyebûn çekişmesinde Hz. Peygamber’in kabilesinin karşısında yer alan Ahlâf içerisine katılmışlardı. Hz. Ömer’in slâm’ı kabulde yaşadığı ikilem ve Müslüman…

devamını oku ...

Hz. Ebu Bekir’in Halife Oluşu

kafile-deve

Bu sırada Hz. Peygamber’in yakınları Hz. Ali, Zübeyr b. Avvam ve Talha b.Ubeydullah Hz. Fatıma’nın evinde toplanmışlardı. Hz. Peygamber vefat etmeden kısa bir süre önce Abbas b. Abdülmuttalib’in Hz. Ali’nin yanına geldiği ve kendisine; Hz.Peygamber’in vefat edeceğini fark ettiğini, onun yanına giderek kendisinden sonra idarecilik işinin Hz. Peygamber’in akrabaları olmaları nedeniyle kendilerinde mi yoksa başkalarında mı olması gerektiğini ona sormayı teklif ettiği belirtilmektedir. Hz. Ali ise buna kesinlikle yanaşmadı. Onun korkusu islâm ile birlikte bir takım kabile geleneklerinin yasaklanması nedeniyle bu konuda da bir yasaklanmaya maruz kalmak olmalıdır ki şayet…

devamını oku ...

Osman bin Affan (r.a.)

osman

Peygamberimizin üçüncü halifesi, hayâ ve edep numunesi Hz. Osman, hayatta iken cennetle müjdelenen bahtiyarlardan biriydi. Hz. Ebû Bekir, ilk defa eski samimi dostlarını ziyaret ederek hak dini onlara anlatmaya başlamıştı. Bu dost­larından biri de Hz. Osman’dı. Hz. Osman yaradılıştan halim selim, iyi ahlaklı ve dürüst bir şahsiyetti. İslam’ı kabule müsait bir mizaca sahipti. Hz. Ebû Bekir’i dikkatle dinledi ve anlattıklarına büyük bir alaka duydu. Sonra da birlikte Re­sû­lul­lah’ın huzuruna gittiler. Peygamberimiz (a.s.m.), Hz. Osman’a: “Allah’ın ihsanı olan cennete rağbet et. Ben sana ve bütün insanlara hidayet rehberi olarak gönderildim. Allah’tan…

devamını oku ...

Ömer bin Hattab (r.a.)

omer-bin-hattab

Peygamberlik güneşinin kâinatı aydınlatmasının üzerinden altı yıl geçmişti. Şirk ile tevhid arasındaki mücadele her geçen gün daha da artıyordu. İman sa­fına geçenlerin sa­yısı arttıkça, müşriklerin baskı ve zulümleri de o nispette artı­yordu. Re­sû­lul­lah (a.s.m.) İslam’ın kuvvetlenmesi ve Müslümanların zulüm ve işkenceden kurtulması için çareler arıyordu. Bu maksatla, bir grup Müslüman’ın Habeşistan’a hicret etmesine izin veriyordu. Müşriklerin bir araya toplanıp Re­sû­lul­lah’ın vücudunu ortadan kaldırma kara­rı aldıkları günlerdi… Müslümanlar ibadetlerini gizli olarak yapıyorlardı. Henüz Müslüman olanların sayısı 40’a ulaşmamıştı. Re­sû­lul­lah (a.s.m.), müşrikler arasında bulunan, güçlü kuvvetli ve halk arasında itibarlı iki Ömer’den…

devamını oku ...

Hz. Ebû bekir Müslümanların Safında

ay-ve-gece

Hz. Ebû Bekir, eskiden beri Resûl-i Ekrem Efendimizin en yakın dostların­dan biri idi. Samimi görüşür ve konuşurlardı. Onda da göze çarpan en mühim vasıf, Câhilliyye devrinin çirkin âdetleri, kötü ahlâk ve yaşayışları ile fıtratını bozmamış olması; ruh, kalp ve aklını şirk inancıyla kirlet­me­miş bulunmasıydı. Tanın­mış bir tüccardı. Kavminin ileri ge­lenleri her zaman fikrinden istifade ederlerdi. Ku­reyş’in kan davalarını halle­den de oydu. Bir di­ğer mühim vas­fıda, Ku­reyş ailelerinin soy soplarını, nesep şecere­lerini, iyilik ve kötülüklerini gayet iyi bilmesiydi. Re­sû­lul­lah Efendimiz, henüz açıktan davete başlamamıştı. Fakat yine de davası kulaktan kulağa yayılmış…

devamını oku ...