Hz. Ömer’in Halife Seçilmesi

Hz. Ömer Hz. Ebû Bekir’in tayini ile yönetime gelmiştir.Hz. Ebû Bekir,ölümüne yakın günlerde önde gelen sahabesi ile görüş alış-verişinde bulunarak Hz.Ömer’in halife olmasına karar verdi.Böylece ikinci halife iktidar konusunda bir polemik yaşanmaksızın atanmış oldu. Bilindiği gibi ilk halife Kureyş’in güçlü kabilelerinden olmayan Teymoğulları’ndandı. Hz. Ömer ise Adiyoğulları’na mensuptur.Bu kabile de Kureyş içinde nüfuz açısından önde gelen kabilelerinden değilse de Kureyş yönetimine katılan itibarlı kabilelerdendi.

İslâm’dan önce bu kabile sefaret görevi yapmaktaydı. Ahlâf-Mutayyebûn çekişmesinde Hz. Peygamber’in kabilesinin karşısında yer alan Ahlâf içerisine katılmışlardı. Hz. Ömer’in slâm’ı kabulde yaşadığı ikilem ve Müslüman oluşunun Kureyş içerisinde büyük etki uyandırmasında bu durumun etkisi olmalıdır.

Onun hilâfete atanması daha çok slâmî konumu ile alakalı görülmektedir. Bununla beraber Hz. Ömer’in Kureyş içerisinde slâm öncesine dayanan bir ağırlığı da bulunmaktaydı. Kendisinin slâm’dan önce sefaret görevini üstlendiği, Kureyş’in her hangi bir anlaşmazlık durumunda komşu krallıklara onu gönderdiği ve onun kararlarına itibar ettikleri belirtilmektedir. Zannediyoruz kendisinin hilâfet görevindeki başarısında bu tecrübelerinin de etkisi olmuştur.

Hz. Ömer’in hilafeti döneminde Kureyş kabilelerine yaklaşımı Hz. Ebû Bekir’in yönetim anlayışından farklı değildi. O kendi kabilesine idari görevler konusunda imtiyazlar tanımadı. Bütün kabilelere eşit muamelede bulunmaya dikkat etti. Böylece kabileler arasında slâmdan önce yoğun şekilde yaşanan asabiyet duygularının su yüzüne çıkmasını engellemeye gayret gösterdi. Hz. Ömer vali ve komutan atamalarında da kabileler arasında dengeyi korumaya çalıştı. Bu atamalarında özellikle nitelikli elemanları tercih etmeye çalıştı. Ancak bu atamalarda Haşimoğulları’nın yönetimden uzak tutulduğu görülmektedir. Bu uygulama ise ileriki dönemlerde Ümeyyeoğulları’na yaramıştır.

Hz. Ömer’in Kureyş’in diğer Araplar arasındaki konumunu da yüceltmemeye dikkat ettiği anlaşılmaktadır. O bu sayede hilâfeti boyunca ülkeyi birlik içerisinde tutmayı başarmıştır. Onun hilafetinin son dönemlerinde büyük vilayetlerde görev yapan valileri şunlardı: Kûfe’de Sakîf (Kays) kabilesinden Muğîre b. Şu’be, Basra’da Eş’ar (Yemen) kabilesinden Ebû Musa el-Eş’arî, Mısır’da Sehm (Kureyş) kabilesinden Amr b. el-Âs, Şam’da Benî Ümeyye (Kureyş) kabilesinden Muaviye b. Ebî Süfyan.
Hz. Ömer’in yönetim anlayışı açısından en dikkat çekici uygulamalarından biri divanü’l-atâ’yı kurması ve maaş dağıtımını belirlerken farklı kıstaslar ortaya koymasıdır.

Hz. Ömer’in sistemine göre Hz. Peygamber’e yakınlık,İslâm’ı kabulde öncelik, yapılan yararlı faaliyetler ve benzeri nedenler onun maaş dağıtım düzeninde belirleyici etkenler olmuştur. Onun ortaya koyduğu bu düzen slâm’ı kabuldeki öncelikleri nedeniyle doğal olarak Muhacir ve Ensar’ı diğer Araplara göre oldukça ileri bir seviyeye çıkarmıştır.

Ayrıca fethedilen toprakların ganimet olarak dağıtımının yerine o, askerine atâ ve rızık tahsis etmekle yetinerek bu toprakları beytü’l-mâl’e aktarmayı uygun bulmuştur. Bu uygulamanın dirayetli yönetimi nedeni ile Hz. Ömer döneminde ortaya çıkmayan rahatsızlıkları, Hz. Osman döneminde Araplar ile yönetim arasında meydana gelen problemlerin kaynağını oluşturmuştur. Hz. Ömer’in bu uygulaması her ne kadar eleştiriye açık olsa da kanaatimizce onun amacı devletin bekası için bu devletin kurulmasına katkıda bulunan ve onu en üst düzeyde sahiplenen Ensar ve Muhacir’i daima önde tutarak diğer Araplar’ın zenginlik ve nüfuz açısından güçlenmelerine ve buna bağlı olarak merkezden bağlarını koparmalarına engel olmaktı.
Hz. Ebû Bekir ise ganimetleri eşit bir şekilde dağıtmıştı. Ancak o irtidat edip sonradan tekrar devlete bağlanan Arapları fetih hareketlerine katmazken Hz. Ömer bütün Araplara bu konuda hak tanımıştır.

Fetihler ile birlikte çok önemli ordu şehirlerini kuran halife, Emsar adı verilen şehirlerde yeni bir kabile yapısının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu şehirler Arap kültürünün gelişmesinde de büyük rol oynamışlardır. Ayrıca Hz. Ömer’in şehirlere kabile yerleşimi konusundaki iskân politikası ile birlikte kabilecilik anlayışı bağlamında İslâm öncesi dönemden farklı olarak daha büyük kabile bağları oluşmuştur ki; bu gelişmeler Arapların iktidara karşı çeşitli nedenlerle açık itirazlarda bulunmaları açısından güç kazanmalarına neden olmuştur.

(Visited 24 times, 1 visits today)