Hz. Osman’ın Halife Seçilmesi

Hz. Ömer h. 23 / m. 644 yılında Hristiyan bir köle tarafından saldırıya uğradı ve ağır yaralandı. Üç gün yaralı yatan halifeden kendisi yerine bir halife tayin etmesi istendi. O bu konuyu değerlendirdi ve atamak üzere aradığı niteliklerde bir kişi bulamadı. Hz. Ömer kendisinden sonraki halife için yeni bir yönteme başvurdu.

Hz.Ömer halifelik işini o günün kamuoyu temsilcileri olarak isimlendirebileceğimiz altı kişiden oluşan bir “şûra”ya havale etti. Bu şûra Ali b. Ebî Talib, Osman b. Affan,Abdurrahman b. Avf, Sa’d b. Ebî Vakkas, Zübeyr b. Avvam ve Talha b. Ubeydullah’tan oluşan altı kişilik bir kuruldu. Bu üyelerin hepsi Kureyş kabilesindendi.

Ümeyyeoğulları’ndan Osman b. Affan ile Haşimoğulları’ndan Ali b. Ebî Talib şûranın en kuvvetli halife adaylarıydılar. Zira bu iki kabile Kureyş’in en güçlü iki koluydu. Rivayetlere göre şûra heyetine katılacak olanlar Hz. Ömer tarafından açıklandığında Abbas b. Abdülmuttalip Hz. Ali’den şûraya katılmamasını istedi. Hz. Ali: “Muhalefet etmeyi hoş bulmuyorum.” deyince Abbas: “Öyleyse hoşlanmayacağın bir şeyle karşılaşacaksın.” diyerek bu işin sonucunun Ümeyyeoğulları lehine sonuçlanacağı mesajını verdi.

Haşimoğulları’na yakın isimler Hz. Ali’yi, Ümeyyeoğulları’na yakın isimler ise Hz. Osman’ı desteklediler. Ayrıca Kureyş’in diğer kolları da idarenin Haşimoğulları’na geçmemesi için gayret göstermişlerdi. Gerçekten de şûranın yaptığı seçim ile birlikte Hz. Osman halife oldu. Onun halife olması aynı zamanda Ümeyyeoğulları’nın da galibiyeti anlamına geliyordu. Böylece Ümeyyeoğulları İslâm’ın gelişinden itibaren kaybetmiş oldukları siyasi güce tekrar kavuşmuş oluyorlardı.

Hz. Osman halife seçildikten kısa bir zaman sonra valilerini çeşitli nedenlerle değiştirmeye başladı. Halife yeni valilerini akrabaları olan Ümeyyeoğulları’ndan atamaktaydı. Kûfe’ye, Sa’d b. Ebî Vakkas azledilerek halifenin ana bir kardeşi Velîd b. Ukbe b. Ebî Muayt atandı. Bir süre sonra Velid Kûfe valiliğinden alınarak yerine yine Ümeyyeoğulları’ndan Saîd b. el-As tayin edildi. Hz. Osman’ın sütkardeşi Abdullah b. Sa’d b. Ebî Serh ise Sehmoğulları’ndan Amr b. el-As’ın yerine Mısır valiliğine atandı. Halifenin dayısının oğlu olan Abdullah b. Âmir de Basra valisi Ebû Mûsa el-Eş’arî’nin görevinden alınması ile onun yerine atandı. Bu tayin nedeniyle Hz.Ali, Talha ve Zübeyr’in Hz.Osman’a “Ömer sana Ümeyyeoğulları’nı insanların boyunlarına yük etmemeni vasiyet etmemiş miydi?” diyerek kınadıkları, halifenin ise onlara herhangi bir cevap vermediği belirtilmektedir.
Bu değişikliklerin yanında Ümeyyeoğulları’ndan Muaviye b. Ebî Süfyan görevinde bırakıldı. Ayrıca yetkileri daha da genişletildi. Halife devlet kâtipliğine ise amcasının oğlu Mervan b. Hakem’i getirdi. Hz. Osman’ın hilâfet dönemi iki kısımda ifade edilmektedir. lk altı yıl sorunsuz olan dönem, ikinci altı yıl ise çeşitli nedenlerle ülkede problemlerin ortaya çıktığı dönemdir.

Hz. Ömer döneminde kurulan askerî şehirlere yerleştirilen Araplar için tahsis edilen maaşların yetersiz oluşuve fetihlerin durmasıyla ganimet gelirlerinin de bitmesi üzerine ülkede ekonomik sorunlar yaşanmaya başladı. Yönetimin Ümeyyeoğulları’nın tekeline geçmesine ilk tepkiler Kûfe’de bulunan Yemenli Ezd ve Temim kabilesinden geldi. Onlar hilâfet de dâhil olmak üzere tüm değerlerin, İslâm adına savaşan bütün Müslümanlar için eşit olması gerektiğini düşünüyorlardı.

Bunların yanı sıra Kureyşlilerin ticari başarılarının da etkisiyle zenginleşmesi ise gün geçtikçe Arap kabilelerinin dikkatlerini çekmeye başladı. Hz. Osman akrabalarını sadece yönetime getirmekle kalmamış, onlara beytülmalden de çeşitli yardımlar yapmıştı. Bu da eleştirilere neden oluyordu.
Hz. Osman’a karşı yöneltilen eleştirilerin bir kısmı da dini içerikliydi. Halifenin Kur’an’ı Kureyş lehçesine göre düzenletmesi ve çoğalttırması sırasında Abdullah b.Mes’ûd’un kıraatinin kabul edilmemesi Kûfe’deki Kurra’yı rahatsız etti.

Müslümanlar arasında manevi saygınlığı olan Ebû Zer’in halifeyi ve idarecilerini ideal anlamda İslâm’ı yaşamamaları konusunda kınaması nedeniyle halifenin onu Rebeze’ye sürgün etmesi, halifeyi uyguladığı politikaları nedeniyle eleştiren Ammar b. Yasir’i dövdürtmesi, Arap kabilelerinin Ümeyyeoğulları’na ve dolayısıyla Kureyşlilere karşı muhalefete geçmelerine neden oldu.

Kûfe valisi Saîd b. el-As’ın Kûfe eşrafı ile konağında yaptığı bir sohbet sırasında:”Sevad arazisi Kureyş’in bahçesidir.” sözü Hz. Osman’a ve Kureyş’e karşı duyulan muhalefetin hareket boyutu kazanmasına sebep oldu. Saîd b. el-As’a karşı en şiddetli tepki gösteren Neha’ kabilesinden Malik el-Eşter idi. Bu oturumda bulunan diğer kabile önderleri de valiyle tartıştılarİlk olarak Kûfe’de ortaya çıkan bu hareket gittikçe büyümeye başlayınca muhalifler Şam’a sürüldüler. Bu sürgün olaylarını yaşayan kişiler bazı kaynaklarda Kurra adıyla anılmaktadır. Şam valisi Muaviye onlara ısrarla Kureyş kabilesinin üstünlüğünü anlatıyor, onların bugünkü konumlarını da Kureyş’e borçlu olduklarını söylüyordu. Bu yaklaşım doğal olarak Kureyş’e karşı tepkileri de artırıyordu.

Vilayetlerde gittikçe büyüyen kabile hareketleri üzerine Hz. Osman valileriyle toplantılar düzenledi. Fakat toplantılardan alınan kararlar problemleri yatıştırmak için yeterli olmadı. Ümeyyeoğullarına muhalefetin sesi Mısır’da iki Kureyşli olan Muhammed b. Ebî Huzeyfe ve Muhammed b. Ebî Bekir aracılığı ile gittikçe hareket kazandı. Muhtemelen onlar devlet gelirlerinden ve idari görevlerden yeterince istifade edememenin huzursuzluğu ile halkı halifeye karşı kışkırtıyorlardı. Muhammed b. Ebî Huzeyfe ve Muhammed b. Ebî Bekir’in iki büyük sahabînin çocuğu olmalarının da etkisiyle farklı kabilelerden birçok kişi onlara katıldı. Hz. Osman’a karşı muhalefet oluşturarak Medine’ye gelen gruplardan biri de Basralılardı. Hz. Osman’a karşı Muhacir ve Ensar da Medine’de muhalefet etmekteydiler.

H.35 (m. 655–656) yılında Kûfe, Basra ve Mısır’dan üç grup Medineye geldiler.İsyancılar arasında Yemen kökenli kabile mensupları ağırlıktaydı. Hz. Ali isyancılar ile Halife arasında anlaşma ortamı sağlamaya çalıştıysa da başarılı olamadı.

Ümeyyeoğulları’nın dikkatlerini üzerine çektiği gibi problemlere bir çözüm de getiremedi. Hz. Osman Arap kabilelerinin bu isyanı sonucunda öldürüldü.

(Visited 49 times, 1 visits today)