Şu adamı susturun!

dua eden adam

Mevlânâ seyyid İbrahim Efendirahime-hullahü teâlâ

Allah adamlarındandır. Kendisini sevenler olduğu gibi, hiç sevmeyenler de vardır.

Meselâ biri vardır ki bu zâta dil uzatır, gıybetini yapar, Allahtan da korkmaz.

Ama büyük Velî hiç aldırmaz, hatta cevap bile vermez o kimseye.

Bir gün sevenleri bu zâta gelir;
– Efendim şu adamı susturun! derler.

Ama o büyük zât;
– Hayır, eden kendine eder, buyurur.

Ricâ derler:
– Efendim izin verin, o terbiyesiz adamı bizler susturalım.
– Hayır, bırakın söylesin. Her kaptan içinde ne varsa, dışarıya o sızar.

İyi de, o kimse câhil ve ahlâksızdır. Meydanı boş bulunca iyice azıtır.

Hakâretlerinde daha da gider ileriye.
Gelip haber verirler bu büyük Velîye.
O zamana kadar sabreden İbrâhim Efendi bu defa çok üzülüp, gadaba gelir birden.

Döner sevdiklerine;
– Onun dili acabâ bir daha döner mi? Ve o çirkin hakaretlerine bundan sonra da devam edebilir mi? buyurur.

Eyvaah! Ok yaydan çıkmıştır. Allah dostu kırılmıştır.
İşte ne olursa o anda olur. Adamın dili tutulur, bir kelime konuşamaz olur.

Nitekim büyüklerimiz;
– Evliyâlar, kınından çıkmış bir kılıç gibidirler. O zâtlara sataşanlar, boyunlarını o kılıca vururlar, buyurmuştur.

Onu bu halde görenler;
– Evliyâyı üzenin hâli işte böyle olur. Gönlü kırık Velî’in tek bir cümlesi, bakın ne hâle soktu adamı, derler.

Ve ardından;
– “Yâ Rabbî! Sevdiğin bu Evliyâ zâtları incitmek ve üzmekten bizi koru!” diye duâ ederler.

Evet, bu Velîler Allahü teâlânın dostudurlar.
Onların hürmetine yağdırılır yağmur, kar.
Onların kalblerinden, kalblere feyiz akar.

Bu konuyu oyla
(Visited 46 times, 1 visits today)

İlgili konular

Leave a Comment